14 Kasım 2010 Pazar

Gözler ve kendi kendine iyileştirme Sistemi

Leo Angart Danimarkalıdır ve 1970’lerin başından beri Hong Kong’da yaşamaktadır. Çeşitli ülkelerde danışman ve eğitmen olarak Nöro-Lenguistik Programlama, Hipnoz ve Pranik Şifa konularında hizmet sunmaktadır. BBC Channel 4, CNN International, Channel 7 Australia gibi kanallarda çalışmasını aktarmıştır.

Görmek bize doğanın sunduğu en değerli armağandır. ‘Size bir krallık vereceğiz, buna karşılık hangi duyularınızdan vazgeçersiniz’ deseler, herhalde görme en son vazgeçeceğiniz duyunuz olurdu.

Görmek basittir. Gözünüzü açar ve görürsünüz. Ama zamanla işler karışır ve bu değerli armağanı kaybetmeye başlarsınız. Neden bu kadar çok insanda görme bozukluğu var hiç düşündünüz mü? Bu konuda çalışmalar başlayalı 200 seneyi geçti. Uzman kişiler ise, yaş ilerledikçe gözlerin bozulduğunu, gözlük kullanmaktan başka yapacak şey olmadığını ve göz bozukluğu ilerledikçe gözlüğün de uygun aralıklarla değiştirilmesi gerektiğini savunurlar. Karamsar bir tablo ama neyse ki doğru değil.

Bu yüzyılın başlarında William H. Bates (1860-1931) isimli New York’lu bir göz doktoru görme alanının sürekli değiştiğini keşfetti ve doğal görme biçimini irdeleyen çalışmalar yaptı. Bu, Bates’in yaşlılık dolayısı ile kendisinde oluşan hipermetrobu (Presbyopia) iyileştirme çabalarının bir ürünüdür. Bates hayatı boyunca çeşitli göz hastalıkları karşısında çok kısa sürede başarıya ulaştı. Örneğin 1903 yılında okul çocuklarının miyop olmasını engelleyen basit bir teknik geliştirdi. 1912’de bu tekniğin New York’daki okullarda yaygınlaşmasıyla miyop çocuk sayısı %6’dan %1’e indi. Ama hala acaba neden bu kadar çok çocuk gözlük kullanıyor? Tıp dünyasında, Dr. Bates’in çalışmalarının hakettiği ilgiyi görmediği kanısındayım. Amerikalı yazar Aldus Huxley, Bates Metodu ile göz bozukluğunu iyileştirdi ve yaşadıklarını 1975’de yayınladığı ‘Görme Sanatı’ isimli kitabında dile getirdi. Mier Schuider isimli doğuştan kör bir genç adam, Bates Metodu ile görmeye başladı. Hayatını Bates Metodunun yayılmasına vakfeden Dr. R.S. Agarval Hindistan’da ‘Mükemmel Görme Alanı Okulu’nu kurdu ve katarakt, hipermetrop, astigmat, miyop... binlerce hastaya şifa dağıttı.

Ben 26 sene gözlük kullandım. Daha sonra bazı insanların uzun egzersizler sonucu görmelerini iyileştirdiklerini öğrendim. Batı kültüründe yetişmiş biri olarak çabuk sonuç almak isteyen bir yapım vardı. 1993’de (Richard Bandler ve John Grinder’in yazdığı) ‘Trance-formations, Neuro-Linguistic Programming and the Structure of Hypnosis’ isimli bir kitap elime geçti. Bu kitabın 166. sayfasında hipnozla bir hastayı beş yaşına döndürdükleri ve hipnoz süresince hastanın görme işlevinin mükemmel olduğu yazıyordu. Daha sonra hastayı bu özelliğini koruyarak bugüne getirip hipnozu bitirdiklerinde hasta iyileşmişti.

Bu o kadar heyecan vericiydi ki ben de hemen bu işi yapabilecek bir hipnozcuya başvurayım dedim ama böyle birini bulamadım ve iyileşmek için başka çareler aramaya başladım. Çeşitli imgeleme (visualization) teknikleri denedim. Bu çabalarımdan ancak %25’lik bir fayda gördüm. İmajinasyon ve imgeleme, William Bates’in 100 yıl önce farkına vardığı gibi gerçekten önemli faktörler.

Beni çok etkileyen bir başka araştırma da MPD (‘multiple personality disorder’ – çok kişiliklilik) üzerine yapılan bir çalışmadır. Şikago’da bir psikiyatrist hipnoz ile MPD hastalarının farklı kişiliklere girmesini sağlayabiliyordu. Bu deneylerde aynı kişinin görme bulgularının o sıradaki kişiliğine göre değiştiği keşfedildi. Daha sonra filmi de çevrilen ‘Three faces of Eve’ isimli romanın kahramanı Chriss Sizemore, o sırada içinde bulunduğu kişiliğe göre astigmat, hipermetrop veya renk körü oluyordu. Bir MPD hastası diabetik bir kişilikte iken insuline gereksinim duyarken, diabetik olmayan bir kişilikte ilaca hiç ihtiyaç göstermiyordu.

Gözün şekli ve tansiyonunda oluşan değişiklikler ölçülebilir. Aynı fiziksel yapının, içinde bulunulan ruhsal duruma göre farklı fiziksel bulgular vermesi, bu tür problemlerin çözümünün de zihinsel olduğunu düşündürüyor. Bu araştırmalar bizi yaş ilerledikçe görme kaybının normal olduğu inancını sorgulamaya itiyor.

1980’li yılların başlarında Choa Kok Sui ile tanıştım ve ‘Pranik Şifa’ (Pranic Healing) dünyasına adım attım. Pranik Şifa yöntemi ile gözlerdeki statik (durağan) enerjiyi normal enerjiye çevirebiliyorsunuz. Bir hafta günde 2 saat bu yöntemi denedim. Önceleri gözlüksüz öğle saatlerine kadar idare edebiliyordum. Bir haftanın sonunda ise artık gözlüğe hiç ihtiyaç hissetmiyordum. O gün bugündür de gözlük kullanmıyorum.

Bu seminerde siz de doğal görmeyi keşfedeceksiniz. Ben, kimsenin gözlük, lens gibi aygıtlara ihtiyacı olduğuna inanmıyorum. Ayrıca doğal görme yeteneklerinize tekrar kavuşmanın birden fazla yolu var. Önemli olan rahatlamayı öğrenmek ve dünyayı olduğu gibi görmek.

Hipnoz, NLP (Nöro-Lenguistik Programlama) ve Pranik Şifa deneyimlerim nedeniyle bu seminer, orijinal Bates Metodunun ötesinde, oldukça zengin bir kapsama sahip. Ben görmenin zihinsel kısmını şu dört elemanın bir dengesi olarak değerlendiriyorum :

• İmgeleme : Meditasyon / rahatlama
• İnanç : Hayatınızın bir döneminde görmek istemediğiniz ya da size çok aykırı gelen şeyler görmüş olmak, kısıtlayıcı bazı inançların gelişmesine yol açabilir. NLP bu konuda çok etkin ve hızlı yöntemler sunmaktadır.
• Enerji : Pranik Şifa ile görme sisteminizdeki statik (durağan) enerji kısa sürede size canlılık veren bir enerji biçimine dönüşebilir. William Bates, gözlerin kapatılarak yüzün güneşe çevrilmesini önerir. Ancak günümüzde bu amaçla kullanılabilecek çok çeşitli enerji kaynakları vardır.
• Fiziksel egzersiz : Gözlük taktığınızda göz kaslarınız daha az kullanıldıkları için zayıflar ve Bates egzersizleri gibi egzersizlerle tekrar güçlendirilmeleri gerekir.
Benim görme konusunda oluşturduğum temel varsayımlarım şunlar :

1. Görmenin % 90’ı zihinseldir. Gözler sadece duyu organlarıdır. Gerçek görme olayı, beynin arka tarafında, iki görüntünün üst üste düşerek üç boyutlu bir görüntü oluşturmasıyla gerçekleşir.
2. Doğal olanı iyi görmektir. Hepimiz mükemmel görme yeteneği ile doğarız. Görme özürlü doğanlar % 1’in altındadır. Kırsal alanlarda ve doğaya daha yakın yaşayan toplumlarda sağlıklı görme oranı çok yüksektir.
3. Görme öğrenilir. Yeni doğan bebekler önceleri dünyayı bulanık görürler. Görme ilk gelişen duyulardan biridir. Göz ameliyatı geçiren yetişkinler de buna benzer bir deneyim yaşarlar.
4. Görme alanımız enerji seviyemizi gösterir. Dr. Bates doğal görüşün sürekli değiştiğini farkeden ilk bilim adamıydı. Artık herkes yorgunluğun görme üzerindeki olumsuz etkisini biliyor.
5. Görme, bizden kaynaklanır ve bize geri döner. İçsel bir duyu olarak, görmenin metafizik yönü görmemizi etkiler. Jacques Lusseyran (fransız yazar, filozof, direnişçi) çocukluğunda bir kaza sonucu gözlerini kaybetti. Gözleri tamamen tahrip olmuşken, kazadan kısa bir süre sonra hala görebildiğini farketti. Lusseyran, bandajlar açıldıktan sonra yaşadıklarını ‘And There Was Light’ (‘Ve Işık Vardı’) isimli otobiyografisinde anlatır.
6. Görme, neyin görülüp neyin görülmemesi gerektiğine ilişkin inançları yansıtır. Neyi görmenin uygun olduğu hakkındaki inançlar değiştiğinde, görme bozukluğu da önemli ölçüde iyileşir. Bunlar çoğunlukla, bir nedenle gelişmiş ve bilinç altına yerleşmiş tepkilerden kaynaklanır. Görsel eğitimin bilinçaltı ile uyumlu ilerlemesi sonucu gözler doğal durumlarına geri dönerler.
7. Egzersizle kaslar yenilenir. Gözlük veya lens kullanılması nedeniyle zayıflayan göz kaslarının egzersizle kendilerini yenilemeleri sağlanır.

Sizleri, doğal, berrak görmeye kavuşma yolculuğumuza bekliyorum.
Leo Angart
www.vision-training.com

Gözler Dış Müdahale Olmadan İyileşebilir mi?" Sorusunun Cevabı
Gözlük ve lensten bağımsız olarak net görmenin bir yolu varmış, hem de ameliyatsız… Fakat ben bunu 15 yıl boyunca gözlük ve lens taktıktan sonra öğrendim. Bunu öğrendiğimde inanılmaz yoğun duygular yaşadım. Önce heyecanlandım, sonra çok ama çok sevindim, sonra da inanmakta güçlük çektim. Bize doktorların anlattıklarıyla tamamen ters bir şeydi bu.. Gözlük takmazsan göz bozukluğunun ilerleyeceği ve gözlüksüz iyileşmenin mümkün olmadığı anlatılmıştı yıllarca. 15 senelik bir göz bozukluğu geçmişimden sonra, kendi kendine iyileşme üzerine yaptığım internet ve kitap araştırmaları beni bu harika habere kavuşturdu. William Bates adında çılgın bir tıp doktoru neredeyse 100 yıl önce, gözlüğün insan gözünü tembelleştirdiğini, göze hiçbir fayda sağlamayacağını, aksine zarar verdiğini fark etmiş. William Bates gözlüklerin sadece takıldığı an net görmeyi sağladığını ve görme kusurlarını tedavi etmediğini her aklı başında insan gibi gözlemlemiş. Kendi gözlerinde de hipermetrop (yakını görememe) olduğu için, kendi gözlerini iyileştirmekten yola çıkarak Bates metodunu bulmuştur. Bu metotla göz kusurları kısa bir zamanda tamamen düzeltilebiliyor. Tuhaftır ki, bulduğum bilgilerin hepsi İngilizceydi. Bu konuda yazılmış birçok kitap ve web sitelerindeki bilgiler olmasına rağmen hiçbir Türk doktoru bu bilgileri insanlarla paylaşmamış. Bu metotla iyileşen binlerce insan var fakat bu metot maalesef, dünyada da fazla bilinmiyor.


William Bates’in keşfettiği şey; göz bozukluklarının, gözdeki kasılma ve gerilimden kaynaklandığıdır. Çocuklukta veya yetişkinlikte herhangi bir bunalım, sıkıntı, gerginlik durumunda, gözde oluşan bir gerilim gözün normal görüşünün bozulmasına yol açıyor sonra çeşitli nedenlerle o bozukluk devam ediyor. Gözler, harika fakat çok hassas organlar. Bu yüzden herhangi bir olumsuz duygu, göz kusuru oluşmasına neden olabiliyor, fakat işin garip tarafı şu ki, göz kusuru oluşsa bile, tekrar kendi kendine düzelebiliyor. Tabii bundan habersiz olan doktorlar hemen gözlük veriyorlar insanlara. Gözlük ise, bu görme kusurunun sabitlenmesine ve daha da kötüye gitmesine sebep oluyor. Şöyle ki, eğer bana gözlük verilmeseydi de, rahatlama egzersizleri bile önerilseydi, ben uzun yıllar gözlük takmak zorunda kalmayacaktım.

Bir gün okulda ders sırasında, bir öğrenci ağlamaya başladı. Sonra yanına gittim ne olduğunu sordum. Meğerse tahtayı göremiyormuş, bir anda her şey bulanıklaşmış onun için ağlıyormuş. Hemen yanına oturdum ona gözlerini ve zihnini rahatlatacak bir kaç şey yaptırdım. 5 dakika sonra çocuk net görmeye başladı. Diyorum ki, eğer o çocuk hastaneye götürülseydi, bundan sonra gözlük takan biri olacaktı. Buna benzer sayısız örnek yaşadım küçük çocuklarla ve hepsi çok çabuk iyileşti.

Göz ile ilgili daha önceki yazılarımda paylaştıklarımı uygularken gözlüklerinizi veya lenslerinizi çıkarınız. Gözlük ve lensleri çıkarmadan yapılacak çalışmalar olduğunda zaten bunu belirtirim. Belirtmediklerimde ise mutlaka onları bir kenara koyarak uygulamaları yapınız.

Gözlerinizle ilgili çalışmalar yaparken, kendinize ait bir oda, evinizin bahçesi, evinizin balkonu, bir park ya da dere kenarı gibi kendinizi rahat hissedeceğiniz ve huzurlu bir şekilde kalabileceğiniz bir mekanda olmanız çalışmalarınızın verimini 4-5 kat arttırır. Hatta çalışmalar sırasında huzurlu ve sakin bir müzik de dinleyebilirsiniz. Bu da sizin daha çok gevşemenizi ve rahatlamanızı sağlayacağından, yine çalışmalarınızın verimi artar.

Ayrıca çok önemli bir noktayı daha paylaşmak istiyorum. Eğer göz numaranızın düşmesini veya gözünüzdeki başka bir rahatsızlığın (glokom, retinayla ilgili problemler, katarakt…) iyileşmesini istiyorsanız gözlüklerinizi veya lenslerinizi 1 numara kadar düşük olanlarıyla değiştirmelisiniz. Zaten şöyle mantıklı bir şekilde düşünürseniz, bunun ne kadar doğru olduğunu anlayacaksınız. Hem numaranızı düşürmek isteyip hem de aynı numaralı camları kullanmaya devam ederseniz gözlerinizin iyi gören bir hale gelmesini nasıl bekleyebilirsiniz ki? Beyninize iyi göremiyorum sinyali verip de gözlerinizin iyileşmesini sağlayamazsınız. Ancak düşük numaralı camlarla da görebildiği sinyalini verirseniz beyniniz ve bedeniniz bunu kabul eder ve gözlerinizi bir an önce iyileştirmek üzere harekete geçerler. Zaten 2 hafta içinde emin olun gözleriniz yeni gözlük numaralarına alışacak ve onlarla da iyi görmeye başlayacaksınız. Tabii bu arada göz alıştırmalarını yapmaya da devam edeceksiniz.

Önemli bir şey daha: gözlüklerinizi sadece net görmediğinizde yapamayacağınız işler için kullanın. Yani bilgisayarda çalışırken, film izlerken, tahtaya bakarken, araba kullanırken gibi… Diğer zamanlarda gözlüklerinizi çıkarın ve çok kısa bir zaman sonra gözlüksüz de yeterince net görmeye başlayacaksınız. Ben gözlüklerimi ilk çıkardığım da her şey sisli ve bulutlarla sarılmış gibiydi ve görüntüler gerçekten berbattı. Çünkü her iki gözümde de 5 numara miyop ve 2 numara astigmat vardı. Yine de sabrettim ve günümün büyük kısmını gözlüksüz geçirmeye devam ettim. Biliyordum ki gözlükler benim koltuk değneklerimdi. Onlara o kadar alışmıştım ve onlarsız görebileceğimi öylesine unutmuştum ki, onları bir dakika bile çıkarmak beni korkutuyordu. Yine de sonunda o koltuk değneklerini attım ve sadece gerçekten onlara ihtiyaç duyduğumda taktım. Sizlerden de yapmanızı istediğim şey bu.

Deneyin ve kendi gözlerinizle görün. Bu deneyim gerçekten neşe verici bir deneyim olacak sizin için. Güzel gören gözler dileğiyle…




Hidroterapi (Su terapisi) -Ferahlık ve Tazelenme Hissini Gözlerinize Yaşatın

Kendinize ait rahat bir odada veya evinizin bahçesinde yani sakin ve huzurlu bir yerde bu çalışmayı yapmanız gözleriniz için çok verimli ve rahatlatıcı olacaktır.

İki cam kap alın ve birine sıcak su, diğerine ise soğuk su doldurun. Yalnız sıcak su elinizi içine rahatça sokabileceğiniz kadar sıcak olmalıdır. Gözlerinizi yakacak kadar sıcak olmamalıdır. Soğuk suyu ise musluktan doldurup içine 5-6 tane buz atın. Şimdi de iki tane küçük havlu alın ve birini sıcak su kabına, diğerini de soğuk su kabına daldırıp biraz bekleyin. Yanınıza da çalışmanın sonunda yüzünüzü kurulamak ve yüzünüze hafif hafif masaj yapmak için bir tane de kuru ve temiz havlu alın.

Şimdi sıcak su dolu kaptaki havluyu sıkıp düzleştirin ve iki gözünüzü, elmacık kemiklerinizi ve alnınızı örtecek şekilde yüzünüze koyun. Gözlerin üzerine ellerinizle baskı yapmadan, sadece havluyu yerleştirin. Derin derin nefes alarak ve yavaş yavaş bu nefesi vererek havludan gözlerinize gelen ılıklığı hissedin ve bu ılıklığın keyfini sürün. Yaklaşık 30 saniye havluyu tutun ve sırtınız, boynunuz dümdüz ve dik olacak şekilde oturun. Bu çok ama çok önemlidir. İçinizden gözlerinizin her geçen gün daha parlak gördüğünü ve rahat olduğunu belirten cümleler söylemeniz de gözlerinizi daha fazla rahatlatacaktır.

Şimdi de soğuk su kabının içindeki havluyu alın ve suyunu sıkıp havluyu düzleştirin. Havluyu daha önceki gibi gözlerinizin üzerine yerleştirin. Yaklaşık 30 saniye beklettikten sonra, sıcak su kabındaki havluyu alın ve sıktıktan sonra hiç beklemeden gözlerinizin üzerine yerleştirin. Yaklaşık 30 saniye bekleyin ve soğuk su kabındaki havluya geçin. Bu döngüyü toplam 5 dakika yapın. Her seferinde, gözlerinizdeki serinlik ve sıcaklık sonrasında oluşan rahatlamayı, ferahlamayı hissedin ve tadını çıkartın. Gözlerinizin her an daha iyi gördüğünü ve gittikçe gözlerinizin gevşediğini kendinize hatırlatan cümleler söyleyin.5 dakikalık süre dolduğunda, kuru olan havluyla yüzünüzü kurularken göz çevresine hafif hafif masaj yapın. Gözlerinizi açtığınız zaman, gözlerinizin ve göz çevresinin ne kadar rahatlamış ve özgürleşmiş olduğuna şaşıracaksınız. Şimdi de 10 dakika kadar sessiz bir şekilde oturun ve etrafınızı bebeksi gözlerle seyredin. Bir şey görmeye çabalamadan sadece seyredin. En ufak ayrıntıları bile seyredin ve gözlerinizdeki ferahlığın ve rahatlamanın keyfini sürün.

Bu çalışmanın amacı; gözlerde biriken ve atılmayan zararlı maddelerin ve ölü hücrelerin boşaltım sistemine geçmesini sağlamak ve bu işlemi hızlandırmaktır. Ayrıca göz yuvarlağının dışındaki faydalı maddelerin, vitaminlerin, besin maddelerinin de göz yuvarlağına geçmesini sağlamak ve bu işlemi hızlandırmaktır. Ayrıca bu çalışma sonucunda, göz merceğinin yumuşaması ve böylece göz merceğinin odaklanma mekanizmasının tekrar faaliyete geçmesi sağlanmaktadır. Ayrıca en büyük faydası da gözlerinizdeki gerginlik, stres, gerilim ve kasılmaları yok etmesidir. Gözlerinizden kaynaklanan baş ağrılarınız bir haftalık düzenli uygulamadan sonra, yavaş yavaş kaybolacaktır. Deneyin ve kendiniz görün. Günde en az iki kez bu 5 dakikalık muhteşem ferahlık deneyimini yaşayın…



Palming Çalışması -Karanlığın Getirdiği Netlik



Şimdi ellerinizi birbirine sürterek iyice ısıtın, parmaklarınıza biraz masaj yapın. Parmaklarınızdaki ve ellerinizdeki gerginliği gevşetin. Biraz da omuzlarınızı, kollarınızı hareket ettirerek bu bölgelerdeki gerilimleri de gevşetin. Boynunuzu ve başınızı da hareket ettirin ve rahatlatın. Şimdi de sırtınızı gevşetecek birkaç hareket yapın ve vücudunuzun kalça yukarısında kalan bölgelerinin iyice gevşediğinden ve rahatladığından emin olduktan sonra rahat ve dik bir biçimde bir koltuğa oturun.

Oturduğunuz yer karanlık bir yer olursa, bu çalışma çok daha verimli olur. Ellerinizi iyice birbirine sürterek ısınmalarını sağlayın. Önünüze bir masa ve masanın üzerine de yüksek bir minder koyun. Bunun sebebi; kollarınızın yorulmamasını ve ağrımamasını sağlamaktır. Boynunuzu da dik tutacak şekilde, uygun yükseklikte bir minder koyun. Bu minderin üzerine dirseklerinizi koyun. İyice ısınmış olan ellerinizi, avuç içleriniz gözlerinizi karanlıkta bırakacak şekilde gözlerinizin üzerine koyun. Avuç içlerinizi yuvarlak şekle getirdikten sonra gözlerinizin üzerine yerleştirin. Elleriniz göz yuvarlaklarınıza ve yüzünüzdeki kemiklere kesinlikle baskı yapmamalıdır. Tam anlamıyla bir pamuk yığınını gözlerinizin üzerine yerleştirmişsiniz gibi hiçbir baskı olmadan ve tamamen karanlık olacak şekilde ellerinizi yerleştirin ve bu karanlığı mümkün olduğunca uzun bir süre seyredin. İsterseniz yarım saat, isterseniz 1 saat, isterseniz daha da uzun bir süre yapabilirsiniz.

Sadece karanlığı seyrederek zihninizi sakinleştirin. Dışarıdaki her şeyin simsiyah olduğunu hayal edin. Evlerin, arabaların, denizlerin, gökyüzünün, kısacası her yerin ve her şeyin simsiyah olduğunu düşünün. Derin derin ve sakin bir biçimde nefes alarak dikkatinizi bedeninizde gezdirin. Bunu ne kadar uzun süre yaparsanız o kadar faydasını görürsünüz. Bitirmek istediğinizde, ellerinizi indirin fakat gözlerinizi açmayın. Bir süre de bu şekilde bekledikten sonra gözlerinizi açın ve aydınlık bir yere geçerek etrafınızı çocuksu gözlerle seyredin ve görüşünüzün ne kadar netleştiğine şaşıracaksınız.





Güneşin Gözlerinize Ne Kadar İyi Geldiğini Biliyor Musunuz?


Önemli bir noktaya değinmek istiyorum. Bu çalışmaya başlamadan önce bir süre mutlaka palming yapılmalıdır. Daha sonra doğrudan güneş ışığı alabileceğiniz bir mekana geçin. Bu mekan, balkon ya da evinizin bahçesi olabilir.



Gözlerinizi kapatın ve yüzünüzü güneşe doğru dönün. Dünyanın en faydalı şeylerinden biri olan güneşten faydalanın. Güneş ışınlarının çok dik geldiği 11:00 ile 15:00 arasında bu çalışmayı yapmayın, sadece bu saatlerin dışındaki saatlerde yapın. Şimdi bu durumdayken, yani yüzünüz, teninizi okşayan güneşe dönükken, sağ elinizin avuç içiyle sağ gözünüzü ışık gelmeyecek şekilde kapatın. Başınızı önce yavaş yavaş sağa doğru çevirin, sonra da sola doğru çevirin. Yalnız, çeneniz tam olarak 180 derece omzunuzun üzerine gelecek şekilde başınızı döndürün. Bunu 2-3 dakika yaptıktan sonra sağ elinizi indirip, sol elinizle sol gözünüzü kapatın ve yine aynı başı döndürme hareketini 2-3 dakika yapın. Daha sonra da,iki eliniz aşağıda olacak şekilde, yani ellerinizle herhangi bir gözünüzü kapatmadan da bir kaç dakika başınızı sağa sola çevirme hareketini yapabilirsiniz. Bu arada gözlerimiz hep kapalı duruyor. Bu çalışmaya en azından sabah ve akşam 5'er dakika ayırmalısınız.

Bunu yaparken gözlerimize neler oluyor bir bakalım: Yüzünüz tam güneşe doğru dönükken gözbebeğiniz daralır, yüzünüz güneşten uzaklaştıkça ise gözbebeğiniz genişler. Böylece gözbebeğiniz bir daralır bir genişler. Lensiniz daha esnek ve aktif hale gelmeye başlar. Görüşünüz daha parlak olmaya başlar. Göz yuvarlağınızın büyük bir kısmı uyarılır ve güneşteki yararlı ışınları almış ve gözlerinizi beslemiş olursunuz. Bu çalışmayı 5 dakika yaptıktan sonra, daha az ışık alan bir yere geçin, hatta karanlık bir yer olması daha iyi olur. Hemen palming çalışmasına başlayın. Bitirdikten sonra gözlerinizi sakince açın ve etrafınızı seyredin. Gözlerinizdeki sakinleşmeyi, dinginliği ve canlılığı hissedebilirsiniz. Ne kadar net gördüğünüze şaşıracaksınız. İşte, bu neşeyi tadın ve iyice yudumlayın. Enfes bir şey öyle değil mi?


Akupunktur felsefesine göre vücutta Yin ve Yang adı verilen birbirine zıt ancak uyum içinde iki enerji vardır.Bunu gösteren ambleme Taiji(büyük ikilem) denir.Siyah Yin�in beyaz Yang�ı simgeler. Klasik çin tıbbında insan yaşayan evrenin bir parçası olarak kabul edilir ve herşeyin içinde var olan evrensel gücün insanın da içinde olduğuna inanılır. �Chi� adı verilen bu enerji insan vücudunda meridyen denilen kanallarda dolaşır.Bu kanallardaki enerji akımının sekteye uğramasıyla hastalıkların ortaya çıktığına inanılır. Akupunktur yöntemi ile bu kanallarda meydana gelen enerji dolaşım engelini ortadan kaldırarak dengeyi sağlamak ve bu şekilde hastalığı önlemek ya da tedavi etmek amaçlanır.
İnsan vücudunun kendi kendini onarma gücü çok yüksektir. Hipokrat , canlıların kendi kendine iyi olma güçlerinden ve �iç hekim�den bahsederken, Paracelcus,� Hiçbir hayat sadece dış hekimin çabalarıyla varolamaz; dış hekim, iç hekime yardımcı olabilir�demektedir. Vücudumuzda bu gücü (bioregüler güç) harekete geçiren belli uyarı noktaları vardır ki bunlara akupunktur noktaları denilmektedir.
Yaklaşık 2000 akupunktur noktası vücudumuzda bulunur.Bu noktaların birleştirilmesi ile 12 çift 2 adet tek meridyen yanımlanmıştır. Akupunktur noktalarının % 70-80 kadarı tetik noktaları ile aynıdır ve ayrıca bir çoğunun kasların motor noktaları ile aynı olduğu belirlenmiştir. Akupunktur noktası uyarılınca buradan başlayan lokal hücresel uyarılar sinirsel iletişim yoluyla beyine ulaşır, beyinden de ilgili organlara gönderilir. Böylece vücudumuzda zaten varolan kimyasal maddeler, hormonlar, enzimler salgılanır ve bazı hücresel değişiklikler olur. Dışarıdan ilaç vermeye gerek kalmaz. Burada özellikle önemli bir konu vardır. Bu süreç olması gerektiği düzeyde kalır yani ne daha fazla ne de daha az. Yani hiperfonksiyon veya hipofonksiyon oluşmaz. Çünkü organizmamız normale programlanmıştır.
a
Gözde akupunkturun; inflamatuar göz hastalıklarında, glokom ve oküler hipertansiyonda, kuru gözde, paralitik strabismusda, oküler allerjik hastalıklarda, fasyal paralizde, blefarospazmda, optik atrofide kullanımını araştırmalar bulunmaktadır.
Koreli bir fizikçi olan Cho ve arkadaşları göz çevresindeki akupunktur noktalrınıın uyarılması ile single foton emisyonunda dayanan bilgisayarlı tomografi cihazıyla (SPECT) beyinde görme ile ilgili mekezlerde aktivite artışı saptamışlardır.
Nepp ve arkadaşlarının yaptığı, kurugözde akupunkturun etkinliğini araştıran bir çalışmada,102 kuru gözlü hasta geleksel çin tıbbına (TCM) göre iki gruba ayrılmış, birinci gruba, dış faktörlerin (toksik, allerjik,ilaçların oluşturduğu, oküler yüzey inflamasyonu ve infeksiyonu, kontakt lens kullanınımı) ön planda olduğu kuru gözlü hastalar, ikinci gruba ise iç faktörlerin ön planda olduğu (hormonal sistem bozukluğu, immun kökenli, psişik, ve vitamin A yetmezliği) kuru gözlü hastalar alınmıştır. Akupunktur hastalara, haftada bir olamk üzere toplam 10 seans ve her bir seans en az 30 dakika olmak üzere uygulanmış, uygulama sonrası Schirmer testlerinde, BUT�larda anlamlı düzelme ve damla damlatma sıklığında anlamlı azalma saptanmıştır. Eksternal ve internal faktörler arasında anlamlı fark izlenmemekle birlikte eksternal faktörlerin ön planda olduğu hasta grubunda kuru göz parametrelerinde daha fazla iyileşme görülmüştür.
Eksternal faktörlerin olduğu grupda otonom sinir sistemi imbalasının ana faktör olduğu zaten akupunktur uygulamasınında genel olarak otonomik disfonksiyonlarda düzenleyici etkisinin olduğunun bilinmesi niçin bu grupda uygulamanın daha etklili olduğunu açıklamadadır şeklinde yorumlanmıştır. Akupunkturdan en az fayda gören hasta grubuise Sjogren sendromlu hastalar olarak çalışmada izlenmiştir.
Nepp ve arkdaşlarının yaptığı diğer bir çalışmada oküler ağrı şikayetlerinin konvasiyonel tedaviye yanıt vermeyen, glokomlu, oküler migrenli, kuru gözlü, blefarspazmlı hastalarda akupunkturun etkinliği araştırılmış ve hastaların şikayetlerinde anlamlı düzelmeler saptanmıştır.
Gronlund ve arkadaşlarının kuru gözlü hastalarda akupunkturun etkinliğini araştıran diğer bir çalışmada, akupunktur uygulanan hastalarda kontrol grubuna göre subjektif bulgularda anlamlı iyileşme saptanmasına rağmen kuru göz parametrelerinde fark saptanmamaıştır. Yazarlar hastalardaki bu subjektif düzelmeyi, akupunkturun korneal ağrı algılamasını üzerinden yaptığını düşünmüş ayrıca akupunkturun otonomik sinirleri uyararak bunlardan substans P, kalsitonin bağımlı peptit(CGRP), nöroepinefrin, met-ensefalin gibi çeşitli norotransmitterler açığa çıkararak korneal epitel iyileşmesinin hızlandırdığı ve sekretuar bezlerin, özellikle çok güçlü bir vazodilatatör olan kalsitonin bağımlı peptit, nöropetit Y, vazoaktif intestinal peptit(VIP) sayesinde kan akımını ve dolayısı ile sekresyonunu artırdığını belirtmiştir.
Chu ve arkadaşlarının normotansif tavşanlarda akupunkturun humor akoz dinamiği üzerindeki etkilerini araştıran çalışmalarında, iğneler siyatik sinir proksimalinden uygulanmış ve maksimum 9 mmHg olmak üzere anlamlı göz içi basıncıda düşüklük ayrıca eş zamanlı norepinefrin ve dopaminin humor akoz konsantrasyonunda düşüklük saptanmıştır. Ek olarak humor akoz endorfin seviyelerinde 8 kat artış saptamışlardır. 1 saat süren akupunktur uyarısının oluşturduğu göz içi basıncındaki düşüklüğün 9 saat sürdüğü ve işlem öncesi opioid reseptor antagonisti olan naloksanın verilmesinin ve cerrahi sempatektominin basınç düşüklüğünü bloke ettiğini saptamışlardır. Opioidlerin reseptörlerinin özellikle delta ve gamma subtiplerinin akupunkturun göz içi basıncındaki oluşturduğu değişiklikleri modüle ettiğini saptamışlardır. Bununla birlikte Rolston ve arkadaşları köpeklerde deneysel olarak oluşturdukları gözlerde akupunkturla basınç düşüklüğü elde ederken, Dabov ve arkadaşlarının 8 glokom hastasından oluşan çalışmalarında 3 hastada akupunkturla basınç düşüklüğü saptamışlardır. Ayrıca daha geniş hasta gruplarını içeren çalışmalarda ortak olarak saptanan sonuç, hastalarda subjektif olarak santral görmede iyileşme izlenmiş, son olarak akupunkturun glokomlu gözlerde herhangi bir etkisinin olmadığı, makuler patolojinin olmadığı hastalarda mekanizması bilinmemekle birlikte bazı makuler fonksiyonlara etkisinin olduğu yönünde yoğunlaşmıştır.
Zheng ve arkadaşları akupunkturu retinal arter tıkanıklıklarında kullanmış, 168�i santral retinal arter kıkanıklığı olamak üzere toplam 245 retinal arter tıkanıklığı olgusunda 10 gün süren seanslar sonunda, % 25 sınırlı görsel iyileşme, % 30 iyi görsel iyileşme saptanmış bu grup kliniklerindeki tedavi edilmemiş retrospektif bir hasta grubuyla karşılaştırılmış, çalışma çift-kör olmamasıyla ve tam prospektif formatta uygulanamaması nedeniyle yoğun eleştiriler almıştır.
Yu ve arkadaşlarının Behçet hastalığındaki akupunkturun etkinliğini araştıran çalışmalarında, hastalar randomize olarak 26�sı akupunkturla tedavi edilen ve 20�si ilaç tedavisine alınan olmak üzere iki gruba ayrılmış, akupunktur grubunda rekürrens açısından anlamlı düşüklük saptanmıştır.
Sonuç olarak akupunktur felsefesinde, organizma bir bütün olarak ele alınır ve eğer bir hastalık var ise bütünün dengesi bozulmuş olarak kabul edilir. Bir organ çalışmadığında o organla birlikte rahatsızlığa sebep olabilecek psikolojik nedeninde ortadan kaldırılması amaçlanır.

Bioenerji Tıbbının Akupunktur İle Benzerlikleri

Kaynak : yorumla.net - Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz...

Akupunktur M.Ö. 3000 yıllarında Çin ülkesinin kuzey bölgelerinde ortaya çıkmış bir tıp bilimidir. Akupunktur hakkında yazılmış olan ilk kitap M.Ö. 50 yıllarına aittir. Bu kitapta temel akupunktur terimlerine anatomik ve fizyolojik referanslarla birlikte, akupunkturun klinik uygulamaları anlatılıyordu.
1955 Yılında Shyuken , akupunkturun tedavide etkin bir yöntem olduğu şeklinde düşüncelerini belirterek, bu tedavi metodunun sistematik olarak araştırılmasını ve daha analitik olan Batı tıbbıyla karşılaştırılmasını istedi. Böylece Batı tıbbı ile Doğu tıbbını birleştirecek yeni medikal hareket başlamış oldu.
Akupunktur, son birkaç on yıl içinde birçok ülkede popüler olmuştur. Sadece cerrahi vakalarda analjezik olarak değil, Batı tıbbının yöntemlerine cevap vermeyen birçok hastalığın tedavisinde akupunkturun etkisi kanıtlanmıştır.
Bugün başta Fransa, Avusturya, İngiltere ve Almanya olmak üzere, Batı ülkelerinde akupunktur tıbbı disiplin olarak okutulmaktadır.
Ülkemizde de 29.05.1991 tarihinden itibaren T.C. Sağlık Bakanlığının 181 sayılı kararnamesinin 43. maddesine dayanılarak hazırlanan akupunktur tedavi yönetmeliğince belirlenen kaidelerle akupunktur yasal tedavi olarak uygulanmaktadır.

Bioenerji tedavisi, akupunkturun alet kullanılmadan uygulanan şekli gibidir. Akupunktur tedavisi prensiplerini andıran, benzer esaslarla yürütülen bir çalışmadır. Bu benzerlikleri ana başlıklar halinde sıralayalım;
A-) Bioenerji tedavisinde cerrahi müdahale yoktur, akupunktur tedavisinde de cerrahi müdahale yoktur.
B-) Bioenerji tedavisinde herhangi bir ilaç kullanılmaz, akupunktur tedavisinde de hastaya herhangi bir ilaç verilmemektedir.
C-) Bioenerji tedavisinde bioenerjist tedavi ettiği kişiye hiçbir şekilde dokunmadan avuç içlerinden vücuda bioenerji pompalamak yoluyla, bedenin bozulmuş olan sistem ve dengelerinin akordunu sağlayarak iyileşmeyi temin eder. Akupunktur tedavisinde de akupunkturist, kullandığı bir takım metal iğneleri, vücudun gerekli özel noktalarına GEÇİCİ OLARAK usulüne göre batırıp, yeterli bir müddet sonra GERİ ALMAK suretiyle, kişinin bozulmuş olan sistem ve dengelerini akord ederek iyileşmeyi sağlamaktadır. Bu akupunktur iğneleri asla devamlı şekilde ( bir protez gibi) hastanın vücudunda bırakılmamaktadır, yani; bir ilaç gibi vücuda dahil edilmemektedir.
Ne var ki; akupunktur tıbbı uzun zaman içinde kullanışlılık bakımından pek fazla bir gelişme kaydedememiştir.
Görüldüğü gibi her iki tedavi yönteminde de benzer esaslar vardır. Akupunktur tıbbının insanlığa sunduğu muhteşem tedaviye ilaveten, bioenerji tıbbında alet cinsinden sayılan metal iğneler de devre dışı bırakılmıştır, alet kullanılmamaktadır.
Her iki tıp dalı da benzer yollarla insanlara sağlık kazandırmaktadır. Akupunktur tıbbı ve Bioenerji tıbbı muhtelif OTOYOLLAR gibidirler, insanların sağlığa ULAŞIMINI yapmaktadırlar. Bioenerji tıbbı ulaşım konusunda yeni bir yol ortaya koymuştur, ama bu yol uçakların havadaki yolları derecesinde ayrı bir boyuttadır. Bilindiği gibi uçakların da gökyüzünde yolları vardır. Gökyüzündeki bu yollar da otoyollar gibidir, belirli ulaşım ve seyrüsefer prensipleriyle çalışır, kuralsız bir gidiş-geliş yoktur, ama; yeryüzündeki yollar gibi asfalt zemin, köprüler, menfezler, trafik lambaları görülmez ; fakat, çok ciddi trafik esaslarına bağlıdırlar. İşte bioenerji tıbbının akupunktur tıbbına benzerliği bu geniş manada anlaşılmalıdır.
Neden Hasta Oluruz?


Evrende herşey enerjidir. Evrendeki herşeyin özü kuant dediğimiz enerji zerrecikleridir. Gördüğümüz, algıladığımız canlı cansız herşey kuant dediğimiz enerji zerreciklerinin belli sayılarda yoğunlaşmasıdır.

Evren bir enerji okyanusudur. Nesneler arası boşluklar dediğimizde enerjidir. Sürekli titreşim halinde olan kuantlar özel programa organize olup şeyleri oluşturur. Vücuda gelen oluşumları biz isimlendiririz. Beş duyu ile algılayabildiklerimiz kadar, duygu ve düşüncelerde enerjidir. Onların titreşim sayılarının yoğunluğu, niteliğini ve kalitesini belirler.

Bizlerde belli titreşimlerin "kan-kemik-kas-sinir-doku vs." birleşimi ile organize olmuş enerji varlıkları olduğumuz kadar bizi canlı kılan özel bir enerji sistemi ile donanmış durumdayız. Evrensel enerji ile sürekli bağlıntıda olan ve ondan beslenen vücudumuzdaki enerji sistemimiz özgün bir yapı oluşturur.


Vücudu kan damarları gibi saran "nadi" dediğimiz enerji kanalları ile bu enerji dolaşır. Belli şekillerde enerji meridyenleri oluşturur. Bu meridyenlerin başlangıç ve bitiş noktaları, özel enerji tetikleme noktaları olduğu kadar, enerji beslemesi yapacağı organ ve sistemleri işaret eder.
Eğer yaşam enerjiniz düşükse veya dolaşımında bir tutukluk varsa hastalıklara daha açık olursunuz. Enerjiniz yüksek olduğunda ve rahatça aktığında; daha az hastalanır ve sağlığınızı uzun süre koruyabilirsiniz.
Bedenimizdeki sistemlerin hepsi birbiri ile bağlantı halindedir. Bir tanesi bozulduğunda, zaman içinde diğer sistemleri de etkilemeye başlar. Bir bölgedeki hastalık, ilişkili başka bir bölgede hastalığa ya da olumsuzluğa neden olabilir. Enerji düzeyinde başlayan bozuk bir titreşim zihinsel ve fiziksel düzeyde hasara yol açacaktır. Reiki, vücuttaki sağlığın, uyumun ve dengenin düzenlenmesini sağlar.
Enerji akışımızı değiştiren, sekteye uğratan, hastalığa sebep olan unsurları incelediğimizde bunların; negatif düşünceler, zihinsel karışıklık, doğru nefes almama, düzensiz beslenme, hareketsizlik olduğunu görüyoruz. Ve böylece hastalığı bizim yarattığımız ortaya çıkıyor.

Hemen pozitif tarafından gözden geçirelim. Eğer hastalığı biz yaratıyorsak o zaman tekrar yok edebilir, iyileştirebiliriz.''

Kişisel Şifa gücümüz
Kendimizi iyileştirmek için kendi içimizdeki gücü kullanmak gerekiyor. Enerjmizi dengelemek ve hücre titreşim hızımız ayarlamak için kendi içimizde olan gücü harekete geçirmeliyiz .Yani farkındalığımız arttırarak vücudumzla gereken ilişki ve diyaloğu kurmalıyız. Böylece yeni programlarla vücudumuzdaki enerji aksaklıklarını düzeltir ve şifalanırız. Hepimiz kendi kendimizi şifalandırma yeteneğine sahibiz. Sadece bunu kabul edip harekete geçirmemiz yeterli. Farkındalığımızı arttırmak için de kendi içimize dönmeliyiz. Bedeneimizle iletişime kendimizi açmalıyız. Nerde nasıl bir tıkanıklık olduğunu bedenimiz bize kendi söyleyecektir. Sesine kulak verip enerjisel işaretlerini duymamız yeterlidir. Pekcoğumuz bu işaretlerin üzerinde durmuyoruz. Çünkü bedenlerimizle konuşabileceğimizi düşünmüyoruz. Sonunda kendimizi cihazlara emanet ediyoruz ve onların bedenimizin lisanını anlayacağını düşünüyoruz. Oysa hangi cihaz sevgi dili konuşur? Bedenin dili sevgi dilidir. Siz sevgisiniz. Bu yüzden cihazların bedeninizi anlayacğını düşünmeyin kendinizi sevin ve iletişime açık olun. Ancak o zaman bedenimzizin ne demek istediğini net bir şekilde anlarsınız. Cihazlar sadece ilerlemiş rahatsızlıkları tesbit edebilir. Cünkü artık gözle görülebilir hale gelmiştir. Beden, lisanı anlaşılmadığı için sizin beş duyunuza hitap eder şekilde problemini anlatmaya başlamıştır. Ancak bu noktada bedeninizi anlamaya odaklanıyorsunuz. Oysa problem coktan büyümüş vaziyette. Ondan sonra da bu gözle görülür sıkıntıları ortadan kaldırmayı hedefliyorsunuz. Problemleri oluşturan kaynağı tedavi etmeyi değil. Bedenleriize eziyet ediyorsunuz. Şifa vermek bu değildir. Şifa vermek, sevgi yüklemektir. Sevgi en yüksek frekanstır. Bedene sevgi yüklediğinizde ona sıkıntı yaratan tüm düşük frekansları temizemiş olursunuz. Ve bedeniniz enerji alanını dengeler. Hücreleriniz yapısısnı dengeler. Atomlarınız titreşim hızlarını dengeler. Tüm bunlar dengelenince zaten beden şifalanmış olur.
Bizler tüm bunları gözönünde bulundurarak önce kendimizle bağlantı kurmalı ve bedenimizde oluşan problemleri görmeyi öğrenmeliyiz. Sonra da kendimize sevgi yükleyerek mevcut tüm rahatsızlıklarıortadan kaldırmayı yani enerji alanlarımızı dengelemeyi hedeflemeliyiz. Böylece ruh ve beden dengemiz oluşur. Enerjimiz vücudumuzda dengeli bir biçimde dolaşır. Şifalanmış oluruz.
Bedenimizin lisanı basittir. Hepimiz biraz farkındalıkla bu lisanı öğrenip kullanabiliriz. Problem olan bölgede ki enerji değişimi, değişik titreşimler en belirgin dikkat çekme yöntemidir. Bedeninizdeki herhangi bir organda normalde hissetmeye alışık olduğunuzdan daha yoğun bir titreşim hissederseniz o bölgede enerji dalgalanması vardır. Bunu fark ettiğiniz anda o bölgeye ve tüm vücudunuza yoğun sevgi frekansı gönderdiğinizi düşünürseniz, enerji açısından uygun tedaviye başlamış olursunuz. Bunu titreşimleri normal hissedene kadar sürdürmeniz yeterli olacaktır.

KENDİ KENDİNE ELLE TEDAVİ (REİKİ)
Reiki ellerimiz aracılığı ile uyguladığımız bir tekniktir. İki elimiz birlikte kullanılır ve vücudun belirli bölgelerinin üzerine yerleştirilerek her bir pozisyonda 3-5 dakika süreyle durulur. Normal bir Reiki seansı yaklaşık 60 dakika sürer. Ancak çoğu zaman vücudun bütün bölümlerini kapsayan bu uygulama yerine, temel çakraları hedef alan ve yaklaşık 30-40 dakika süren kısaltılmış uygulama yapılır. Asgari sürelere uyulması önem taşımaktadır. Reiki’ye siz ve bedeniniz alıştıktan sonra keşiflere başlayıp, Reiki’nin hislerinizi yönlendirmesiyle sizin için neyin o anda uygun olduğunu bilebileceksiniz.
Temel seans dışında özellikle rahatsızlık hissedilen bir organ mevcutsa, ellerinizi o bölgenin üstüne koyarak ekstra Reiki verebilirsiniz. Bazı önemli hastalıkların ve rahatsızlıkların Reiki ile tedavisinde değişik pozisyonlar, spesifik uygulama tekniği ve farklı uygulama süreleri vardır ve bu konuda özel çalışma, araştırma ve derinleşmeyi gerektirir. Ancak Reiki’de yanlış yapmak ihtimali olmadığından en kötü ihtimalle özel uygulamanız sadece işe yaramayabilir, o kadar.
Reiki uygulaması sırasında ellerinizi yerleştirdiğiniz bölgelerde avuç içlerinizde çeşitli derecelerde ısınma hissedeceksiniz. Bu normaldir. Genellikle bu ısınmanın derecesi ilgili çakranın ihtiyaç duyduğu ve çektiği enerjiyle doğru orantılıdır. Nadir durumlarda hiç ısınma hissedilmemesi, başkasına uyguladığınızda sizin ısınma hissetmeniz ama uyguladığınız kişinin ısınma hissetmemesi veya tam tersi görülebilir. Bütün bu durumlar normaldir ve ısınma olsun ya da olmasın Reiki çalışmaktadır.

81 yorum:

  1. Şifalı bitkiler sözlüğü
    http://www.sifalibitki.biz

    YanıtlaSil
  2. Abi işe yaramaya başladı gözlerimde agrı yok daha 1 kere havlu olayını yaptım ve gün boyunca agrıyan gözüm kayboldu kendimi kuş gibi hissediyorum gözlügümü dün kırdım yere düştü daha dogrusu kırıldı ve sinir oldum artık 2 seneden beri takıyorum taktıkça ilerledigini biliyorum fakat takmalıydım ara ara çıkarıyordum bazı bilgilerim vardı kulaktan duyma bir hocam bana internette oldugunu söylemişti geçen sene ben yabancı bir siteden bulmuştum ve çevirdim yarım yamalak fazla işe yaramamıştı her şey için çok ama çok teşekkür ederim umarım daha iyi olucak gözlerim kendimi sana kurban veresim geliyor o derece

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben uyguladım göz egzersizi ve avuç içini 1 ayda 0.75 düştü 13 senedir yapamadığımi yaptım. Doktorlar bilimsel kanıtlamasi yok diyor..

      Sil
  3. aslında mantıklı gözüküyor sonuçları tekrar yazarım.

    YanıtlaSil
  4. Benim gözümün önünden noktalar geçiyor. (Eye Floaters olayı) Ayrıca arada şimşek çakması oluyor. Sanırım bilgisayar kullanmaktan dolayı gözler yoruldu. Doktor normal diyor ancak beni çok rahatsız ediyor. Bu teknikler bu konuda işe yarar mı acaba? Çalışmalara başlayacağım. İnşallah düzeltir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende de aynı durum vardı.Dr.retina dekolmanı dedi.Argon lazer uyguladı. Hiçbir fayda görmedim.Tedavi edilmezse körlüğe varan sonuçları ılan bir hastalıkmış.mutlaka doktora gidin.

      Sil
  5. Yazıda okuduklarım bana çok mantıklı geldi. Ben 17 yıldır gözlük kullanıyorum. Annem babam kardeşim de göz kusuru yok. bende miyop+astigmat+göz tembelliği var. Gözlük takmaya başladığım ilk 4 sene gözlüksüz şekilde de hayatıma devam edebiliyordum. Ancak şu an 21 yaşındayım ve gözlüksüz bir hayat benim için imkansız sürekli gözlük takma ihtiyacı duyuyorum. Yani yazıdaki gibi gözlerim gözlüğe alıştı ve bırakamıyor. Göz tembelliğinin de 7 yaşından sonra tedavisi olmadığını öğrendim. Bu yüzden nette araştırma yaparken bu yazı ilgimi çekti. Bu teknikleri deneyenlerden yorum alabilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Lens i 1 derece düşük olarak kullanmaya başladım başta zorlansamda 1 ayda 0.75 derece düştü doktora göz egzersizi avuç içi dinlendirme si yapıyorum dedim bilimsel kanıtlamasi yok diyor .

      Sil
  6. peki bu tavuk karası hastalığı için böyle birşey var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili soner , bu konuda bişey demek zor ama google da tavuk karası diyince tibbi tedavi yapan yerlerde var.Ancak tabiki yoga olsun baska tekniklerlede dünya üzerinde gözlerini iyileştirdiklerini söyleyen var. Bu konuda youtubeda Retinitis Pigmentosa (tavuk karası) Eye Exercise http://www.youtube.com/watch?v=tVD4CXgBXWE içinde özel egsersizler var.En azından hastalığın ilerlemesini durdursunuz diye düşünüyorum.Bunun yanında stres , üzüntü v.s negatif seylerden uzak durup kronik hastalıklarda calisma metodu yazısına bakabirsin : http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/kronik-hastalklarda-calsma-metodu.html sevgiler :)

      Sil
  7. Umarım işe yarar arkadaşlar , bu konuda kesin birşey denilemiyor bunun bir sebebide böyle şeylerin imkansız gibi görünmesi,ancak siz yinede konuyu araştırın.Sadece bir teknikle değil sağlıklı olmak için doğru beslenmede, nefes ve yoga tekniklerine kadar pek çok şey var.Orjinal yoga sistemi ve Göz konusunda:norbekov'u da araştırabilirsiniz.
    http://tr.wikipedia.org/wiki/Mirzakarim_Norbekov http://tr.wikipedia.org/wiki/Orijinal_Yoga_Sistemi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya lutfen soylermisiniz gunde kac kere yapayim,bir de ne zamana gibi faydasini gorurum?

      Sil
  8. Arkadaşlar bu konuda ayrıca bakınız : http://www.iamistanbul.tv/haber/goz-sagligina-iyi-gelen-yoga-teknigi.html http://www.wikihow.com/Do-Yoga-Eye-Exercises
    http://www.estanbul.com/gozler-ve-kendi-kendine-iyilestirme-sistemi-1-a-228462.html buraya tekrar bakabirsin.

    ingilizce varsa bu sitede gözlüklerden kurtuldugu anlatiliyor. http://www.visionwithoutglasses.com/?hop=v8tr72nj

    http://foto.mahmure.com/guzellik/gozler-icin-dinlendirici-ve-canlandirici-yoga-hare/15608
    ayrıca youtube da Yoga eye exercises diye yazınca sey var https://www.youtube.com/watch?v=FfAZPhwKl5Q
    gigong calismalar : https://www.youtube.com/watch?v=ugjCItrMbx0
    Göz sagligi için yoga : http://www.iamistanbul.tv/haber/goz-sagligina-iyi-gelen-yoga-teknigi.html
    http://www.iamkibris.tv/haber/yoga-goze-de-yariyor


    YanıtlaSil
  9. Ayrıca bakınız : http://www.yogaevim.com.tr/yoga-nedir/tratak-goz-yogasi-nedir/

    YanıtlaSil
  10. su terapisi nasıl arkadaşlar yapan varsa lütfen söylesin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. eski çin kendi kendine tedavi tekniği Qi Gong Eye Exercise diye aratın örnek video: http://www.youtube.com/watch?v=ugjCItrMbx0

      Sil
  11. Baska deneyen varmi sanuclar nasil deneyenler yazsin arkadaslar.lutfen

    YanıtlaSil
  12. Arkadaşlar mutlaka faydası olur ama calismanız lazim bence , bu konuda türkiyede malesef araştırma gelişme yok , ancak google da aratırsanız Leo Angart diye pek çok şey çıkıyor ayrıca eski kendi kendine tedavi tekniği Qi Gong Eye Exercise diye aratın örnek video: http://www.youtube.com/watch?v=ugjCItrMbx0

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. gerçekten ise yararmi sekiz numara gozlerim ne kadarda fayda görürüm bide egzersizleri okudum ama net bi sekilde sırasıyla falan bilgi verseniz olurmu

      Sil
  13. benim 14 derece miyopum var Norbekov seminerine gittim buradaki egzersizlerle neredeyse aynı ancak düzenli yapamadım. Bu defa deneyip buradan sonuçları yazıcam. Herkese acil şifalar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet düzenli yapmanız, öncelikli olarak hayatınıznda gözlerinize ve bedenize karşı yaptığınız yanlışlar varsa bunları düzeltin.Örneğin çok yoğun bilgisayar v.s kullanmak , düzensiz uyku, yanlış beslenme, stress , içe atmak ( özellikle stres yogunsa vücutta gözler dair pek çok bölgeyi etkilyebiliyor)Bunun dışından cigong, yoga , doğru nefes gibi kelimeleri araştırın.Gözler için ise youtube da yoga for eyes , cigong for eyes örnek https://www.youtube.com/watch?v=STZG527jr5w Gelişmeleride bildirin sevgiler : )

      Sil
    2. Norbekov sistemide bu konuda iddalı tabiki bilemiyoruz, ama dünyada olmayacak şey yok : ) İyi haberlerinizi paylaşın lütfen : https://sonmucid.wordpress.com/2012/08/24/ibni-sina-sifasi/

      Sil
  14. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  15. Hocam takipteyiz.. Uygulayan arkadaşlar yorum yaparsa müteşekkir oluruz. Ben de araştırma aşamasındayım. Birileri de hacamattan akupunkturdan falan bahsetti. Herkes başka bir şey söylüyor. Ama şuna inanıyorum ki ihtiyarlıktan başka her derde deva vardır. Şifa bulmamız dileğiyle...

    YanıtlaSil
  16. Arkadaşlar sonuçları lütfen yazın

    YanıtlaSil
  17. Ben biraz düşündüm de burada yazılanların hepsi düzmece.
    1 numara düşük gözlük kullanın sonrasında gözünüz bu numaraya alışacaktır ve bu numaralarla da iyi göreceksiniz yazmışsın. Benim gözlerim zaten -1.25. Dolayısıyla gözlüksüz iken de gözümün yeteri kadar iyi görebileceğini iddia etmiş oluyorsun. Böyle bir şey imkansız. Bu eğer mümkün olsaydı zaten en başında gözlerim bozuk diye doktora gitmezdim. Burada mantık hatası var.
    Başka bir örnekle daha açıklayayım: Atıyorum gözleri 3 numara miyop olan biri gözlüklerinin numarası artınca gözleri göremiyor ve daha yüksek numaralar kullanmak zorunda kalıyor. Eğer gözleri daha yüksek numaraya çıktığı halde görebilseydi zaten gözlüğü, asıl numarasından aşağıda bir numara olacaktı ve görmeye devam edecekti(sizin mantığınıza göre). Halbuki adam göremiyor. Kimse görmeyi o adamdan daha fazla isteyemez. Biraz uzun yazdım ama olay tamamen düzmece. Haftaya gidip lazer olayım da görün siz görmek nasıl oluyor :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen yanlış anlamışsın kardeşim burada asıl amaç beynine komut vermek her şey beyinde başlar

      Sil
    2. Bencede mesela1.00derece miyop olanlar hiç mi gözlük kullanmayacak?okula gidenler nasıl tahtayı görecek?Onu bilmem ama bu egzersizler işe yarıyo gibi.

      Sil
    3. Bencede mesela1.00derece miyop olanlar hiç mi gözlük kullanmayacak?okula gidenler nasıl tahtayı görecek?Onu bilmem ama bu egzersizler işe yarıyo gibi.

      Sil
  18. Arkadaşlar buralarada bakın http://yeniboyutlar.com/binlerce-insan-bu-metodla-gozlukten-kurtuldu

    YanıtlaSil
  19. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  20. Meehaba ben egzersizleri iki gündür uyguluyorum ama gözlerim ağrımaya başladı.1.00derece miyopum 14 yaşındayım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arkadaşlar ben bu egzersizleri farklı versiyonlarıyla birlikte uzun zamandır yapıyorum ve artık gözlük kullanmıyorum sadece sabırlı olmanız lazım bu arada yaşı küçük olan arkadaşlar eğer egzersizleri düzenli yapamazlarsa pek işe yaramaz çünkü bu egzersizlerin temeli göz merceği kaslarını eski haline getirmektir ve bir kası düzeltmek veya geliştirme istiyorsanız bu işi düzenli olarak yapmalısınız ... Kolay gelsin

      Sil
    2. Gözleriniz kaç dereceydi?

      Sil
    3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    4. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    5. Değerli The rise of players sizin gözleriniz kaç dereceydi?Ve ne kadar sürede gerilettiniz?Bir de 0.25 derece gerilemesi için ortalama ne kadar süre gerekir?

      Sil
    6. egzersizleri tam olarak sirasiyla nerden öğrenebilirim ne kadarda etki eder görünce bu yazıyı çok heyecanlandim

      Sil
  21. 14 yasındayım bi kaç yıldır gözlük kullanıyorum uzun süredir farkettimki gözlük kullanmaya basladıktan sonra gözlerim kısılmış ve çekik gibi duruyor kullandığım gözlüktenmi kaynaklanıyor gözlüğü değiştirdik kendi kendine düzelirmi yada napmalıyım gözüm bildiğinz kücüldü eskiye göre baya fark var anneme de demstm ama fazla umursamadı .d

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba ,çok genç yaştasınız , öncelikli olarak hayatınıznda gözlerinize ve bedenize karşı yaptığınız yanlışlar varsa bunları düzeltin.Örneğin çok yoğun bilgisayar v.s kullanmak , düzensiz uyku, yanlış beslenme, stress , içe atmak ( özellikle stres yogunsa vücutta gözler dair pek çok bölgeyi etkilyebiliyor)Bunun dışından cigong, yoga , doğru nefes gibi kelimeleri araştırın.Gözler için ise youtube da yoga for eyes , cigong for eyes örnek https://www.youtube.com/watch?v=STZG527jr5w Gelişmeleride bildirin sevgiler : )

      Sil
  22. egzersizler ne kadarda etki eder ameliyat olucam onumuzdeki ay böyle 9mkan varsa bunu degerlendirmek isterim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ameliyattan once denemekte fayda vardir diye dusunuyorum ameliyat olduktan sonra yeniden goz bozulabiliyormuş diye biliyorum ve yeniden cizdiremiyormussunuz

      Sil
    2. Ameliyattan once denemekte fayda vardir diye dusunuyorum ameliyat olduktan sonra yeniden goz bozulabiliyormuş diye biliyorum ve yeniden cizdiremiyormussunuz

      Sil
  23. Merhaba, 6 yaşımda ki kardeşim'e doktor gözlük takmasını gerektiğini söylüyor. Gözleri çok çok çok kötü görüyormuş. Fakat bize göre her şeyi görebiliyor, hatta yakını benden iyi görüyor sadece uzağı görme sorunlari var ama cok büyük sorun değil. Gözlük takmasını istemiyoruz çünkü ileride tamamen muhtaç kalır bu gözlüğe diye korkuyoruz. Acaba faydası olur mu burda yazılanlar? Hepsini de daha okumadım baya uzun diye. Yardımcı olur musunuz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba geçmiş olsun.İnsan bedeni bir bütün olduğu için gözlerede mutlaka olumlu faydası olur.Ancak kesin olur diye birşey yok sağlıklı olmak hareket etmekten ,uykudan, beslenmeye , doğru nefes, almaktan stres ve öfkeden kurtulamaya kadar herşeyi kapsayan bir durum.Çocugunuzu bu anlamda eğitirseniz sağlıgı ve gözleride iyi olacaktır.İnternetten Çocuk yogasını araştırın
      Göze özel olarak ise yapılan yorumlar ve buralarıda gözden geçirin https://sonmucid.wordpress.com/2012/08/24/ibni-sina-sifasi/ https://www.youtube.com/watch?v=3tKMagTb_jc ayrıca cigong eyes yoga eyes diye araştırın.Gelişmeler olursa mutlaka paylaşın sevgilerle : )

      Sil
  24. Küçük yaşlarda gözlük takanların gözleri ileride iyileşebiliyor. Farklı bi konsept onlar. Siz iyi bir göz doktoru bulup kardeşinizin Gözlerini ona emanet edin. 100-150 lira bi muayene ücreti ödersiniz ama kafanızda hiçbir soru işareti kalmaz. Benim tavsiyem Hanefi Çakır hoca olabilir mesela.

    YanıtlaSil
  25. Bu yazıyı araştıran kardeşim.Siz bu uygulamayı ne kadar süre yaptınız,gördüğünüz faydaları kısaca anlatırsanız sevinirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba benim göz sorunum yok ama araştırmalarım ve başka deneyimlerim sonucu bu tip egsersizler olsun, doğru nefes , yoga , ve enerji teknikleri genel sağlınızı olumlu yönde etkileyecektir.İnsan bedeni bir bütün olduğu için gözlerede mutlaka olumlu faydası olur.Ancak kesin olur diye birşey yok sağlıklı olmak hareket etmekten ,uykudan, beslenmeye , doğru nefes, almaktan stres ve öfkeden kurtulamaya kadar herşeyi kapsayan bir durum.Göze özel olarak ise yapılan yorumlar ve buralarıda gözden geçirin https://sonmucid.wordpress.com/2012/08/24/ibni-sina-sifasi/ https://www.youtube.com/watch?v=3tKMagTb_jc ayrıca cigong eyes diye youtube da aratin.

      Sil
  26. bloğunuz çok iyi başarılar dilerim

    YanıtlaSil
  27. Benim sağ gözümde 1.25 numara sol gözüm ise 0.50 bende doktora gittim gözlük verdi ama fazla bir zaman olmadı daha bir ay falan oldu bu yöntemleri uyguluyorum ve gerçekten işe yarıyor be sanırım sol gözüm iyileşti bile de sağ gözümde öyle iyileşir mi?

    YanıtlaSil
  28. merhaba ben de norbekov yöntemiyle çalışmaya başladım,sizin yazdıklarınızı da okuyudum uygulayacağım, norbekov un seminerine gidip gözlük bırakan arkdaşalarım var ,ben de bu yolda niyetliyim artık, 4 derece olduğu için suan oğlumun düşük numaralı gözlüğüyle işlerimi hallediyorum,inanın bende gözlüksüz lenssiz yapamam zannediyordum ama oluyormuş,daha göz numaram küçülmediği halde bu numaralarla da yaşadığımı gördüm ya ,bu bile büyük bir gelişme gözlük takanlar için, benimkiler sıfırlansın,sıra oğlumda, sonrada etrafımdakilerde, gelişmeleri paylaşacağım sizinle...

    YanıtlaSil
  29. Sadece burada bahsettiğiniz egzersizleri yapmak yeterli olur mu? Yanında bates metodundaki 5 egzersizide yapabilir miyiz? Şimdiden teşekkür ederim..

    YanıtlaSil
  30. ben bu yazılanları çok mantıklı buluyorum bu sayfayı okumadan önce aklımda çok soru vardı acaba ameliyatsız görebilirmiyim diye, kendi kendi me sadece gözlük numarami iki ayda bir 0.50 düşurdüm ilk iki hafta derste tahtayi göremezken şimdi hiç bir sıkıntı yok. Düşürmeye devam edicem..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kaç numaraydı başlarken kardesim?

      Sil
  31. Sadece hidroterapi ve palming yeterli olur mu? Ve benim gözlerim 2.5 derece daha 1 hafta önce değiştirdim önceden 1.75 di 1 hafta önce 2.5 oldu şuan eski gözlüğüm elimde onunla çalışmalara başlamalımıyım, umarım işe yarar 7 yıldır gözlük takıyorum :(

    YanıtlaSil
  32. efendim 1.50 ve 1.75 gözlüğü var takmadan yapsam nasıl olur sizce?

    YanıtlaSil
  33. ben 14 yaşındayım ve tahtayı net göremiyorum eğer bu egzersizi yaparsam tahtayı daha net görebilirmiyim? bide bunu günde kaç defa uygulicam? ve gözüm iyileşene kadar bunu yapıcakmıyım?

    YanıtlaSil
  34. ben 14 yaşındayım ve tahtayı net göremiyorum eğer bu egzersizi yaparsam tahtayı daha net görebilirmiyim? bide bunu günde kaç defa uygulicam? ve gözüm iyileşene kadar bunu yapıcakmıyım?

    YanıtlaSil
  35. Merhaba bende 0.75 astigmat var özellikle sağ gözüm bulanık görüyor ve ilerlemesinden cok korkuyorum sanırım miyopta var uzağı fazla göremiyorum ve bu metodları uygularsam yokmus gibi geriler mi bates baktım astigmatla ilgili pek fazla birşey yazmıyodu yanıtlarsanız sevinirim

    YanıtlaSil
  36. Ben yarın bu egzersizi yapmaya başlayacağım, sonuçları yazarım

    YanıtlaSil
  37. Merhaba 16 yasindayim gayet mantikli geldi sag2.25 sol 3.00 miypo aistigmat göz tembellgigi ve kretokonus denilen menet hepsi var egerki fayda ederse yazarim denicem insallah fayda eder

    YanıtlaSil
  38. Merhaba 16 yasindayim gayet mantikli geldi sag2.25 sol 3.00 miypo aistigmat göz tembellgigi ve kretokonus denilen menet hepsi var egerki fayda ederse yazarim denicem insallah fayda eder

    YanıtlaSil
  39. 1.5 miyopum ise yarar mi ?

    YanıtlaSil
  40. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  41. 19 yaşındayım ve 3 ay önce gözlerimin uzağı karıncalı gördüğünü farkettim ve -0.75 derece bozuk çıktı. Uzaktaki yazıları okuyamıyorum. Mesafe uzaklaştıkça netlik gidiyor. Ne yapmalıyım ve ne kadar sürer sıfıra inmesi?

    YanıtlaSil
  42. Öncelikle Herkese Merhaba Arkadaşlar Egzersizlerin Faydasını Gören Bir Kişi Olarak Diğer İnsanlara İlham Kaynağı Olabilmek İçin Bu Yorumu Diğer Sayfalardaki Bates Metodu Göz Egzersizleri Başlıklarının Altınada Bırakacağım, Tarih: 25 Mart 2017 Cumartesi.
    Ben Bates Metoduyla Çalışıp Başarılı Sonuç Almış Bir Kişiyim, Fakat Benim Zamanımda Türkiyede Neredeyse Hiç Ama Hiç Bilinmiyordu, Bugün İzin Günümde Aklıma Geldi Bates Metodu Diye Arattım Ve Metodun Güncellik Durumuna Baktım. Sonuçlar Beni Pek Mutlu Etmedi Fakat Haala Azınlık Bir Toplum Tarafındanda Olsa Bilinmesi Beni Mutlu Etti. Ben Bu Metodu Kendi Çapımda Yaymaya Çalışan Bir Kişi Olarak Başarılı Olan Her Kişi İçin Ayrıca Seviniyorum.
    Ben Pilot Subaylık Hayali Olan Birisiydim Bunun İçinde Hava Harp Okulu Okumam Gerekiyordu Ve Göz Numaram Çok Yüksek Olduğu İçin Bu İmkansızdı Hava Harp Okulu 2 Gözün Toplamı Olarak En Fazla 0.50 Bozukluğu Alıyordu, Ayrıca Okul Lazer Ameliyatlı Adaylarıda Kabul Etmediği İçin Hiçbir Çarem Yoktu. Neyse Fazla Uzatmıyayım Bates Metodu Göz Egzersizleriyle Tanıştım Ve Hemen Uygulamaya Başladım Egzersize Başlamadan Önceki Göz Numaram: SAĞ GÖZ: 2.25 Numara Astigmat, 1.50 Numara Hipermetrop – SOL GÖZ: 2.50 Numara Astigmat, 1.25 Numara Miyop (2 Gözümün Toplam Numarası 7.50). Tam 14 Ay Boyunca Hiçbir Gün Aksatmadan İstikrarlı Bir Şekilde Egzersizlerimi Yaptım, Ayda Ortalama Olarak 0.50lik Bir Düşüş Yaşadım Ve 14 Ayın Sonunda Gözlerimin Numarası 2 Göz Toplamı 0.50 Düzeyine İndi, e Tabikide Bunun İçin Profesyonel Yardım Aldım Bunu Meslek Olarak Yapan Uzmanlar Var Toplanma Günlerinde Gidiyorsunuz Nasıl Yapacağınızı Daha İyi Anlıyorsunuz Ulaşmak İsteyenler Olursa Linkler Yarımcı Olur [Bunun İçin Bir Miktar Ücrette Ödedim Bu Arada]: https://www.facebook.com/eyefitturkey/?fref=ts – https://www.eyefitturkey.com/
    Bu Ara Amacımada Ulaştım Üniversite Ara Sınıf Alımlarından Mülakatları Ve Sağlık Taraması Çerçevesinde Yapılan GÖZ ÖLÇÜMÜNDEN KIL PAYIDA OLSA :) GEÇEREK HAVA HARP OKULU’na Girdim Askeri Pilot Olacağım Bunlarda 1,5 Ay Önceki Yemin Törenimizden Fotoğraflar: http://www.hho.edu.tr/Galeri/Torenler.aspx – http://egitimvekariyergunleri.com/hnc/kullanici_dosyalar/images/hava%20harp%20okulu.png Ufuk Bey Sağolsun Onun Sayesinde Bunlar :)

    Dipnot: Bu Arada Arkadaşlar Bunu Sona Eklemek İstedim Ben Bu Egzersizleri İnternetten Bakıp Direk Kendi Başıma Değil, Bu İşi Meslek Olarak Yapan Ve Yıllarca Bu İşle Uğraşmış Profesyonel Kişilerden Aldığım Dersler İle Yaptım. İnternet Sitelerine Veyada Facebook Sayfalarına Mesaj Atıp Durumunuzu Anlatıyorsunuz [(https://www.facebook.com/eyefitturkey/?fref=ts) - (https://www.eyefitturkey.com/)], Ona Göre Size Bir Sonraki Egzersiz Eğitim Gününü Söylüyorlar. O Gün Gidiyorsunuz Yaklaşık 6 Saatlik Uzun Ve Ayrıntılı Bir Eğitimden Sonra 1 Ay Sonra Tekrar Buluşmak Üzere Evinize Gönderiliyorsunuz, Egzersizleri Evde Yapıyorsunuz. Düzenli, Disiplinli Ve Doğru Egzersiz İle Normal Bir Bünyedeki İnsan Ayda Ortalama Olarak 0.50 İla 0.75 Numara Arası Düşüş Yaşayabiliyor (2 Gözün Toplamı Olarak).

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Paylaşımınız için çok teşekkür ediyorum. Uzun süredir takip ediyorum ve ilk defa böyle somut bir yorum okudum . Sevgiyle kalın

      Sil
  43. Aq destan yazmışsın ya kim bulmuş nasıl bulmuş banane sadece özete geç.

    YanıtlaSil
  44. MEREBA BEN 4 YILDIR GÖZLÜK KULLANYORUM ASLINDA GENELDE TAKMIYORUM AMA ÇOK İLERLEDİ SİZCE TAKMALMIYIM? CEVAP YAZARSANIZ SEVİNİRİM.

    YanıtlaSil
  45. MEREBA BEN 4 YILDIR GÖZLÜK KULLANYORUM ASLINDA GENELDE TAKMIYORUM AMA ÇOK İLERLEDİ SİZCE TAKMALMIYIM? CEVAP YAZARSANIZ SEVİNİRİM.

    YanıtlaSil
  46. Değerli arkadaşlar ben 4 gündür havlu terapisini uyguluyorum inanın çok faydası oldu yani gözümü rahatlaştırdı ve daha net görmeye başladım ve iki gözümde de daha yeni 0.50 miyop astigmat çıktı 2 aydır yaşım 26 benim gözümün bozulacağını hiç tahmin etmemiştim gözlük bana göre değil taktım sanırım gözüm tembelleşti insanlar uğraşmamak için gözlük takıyo ve toplumumuzun yarısından çoğunun gözleri bozuk farkında değiller astigmat denilen şey çok kötüymüş ama ben bunu başaracağıma inanıyorum inanmak başarmanın yarısıdır şifası Allah tan tabi. Ama ben çoğu insanın gözlerinin düzeleceğine inanıyorum gözlüklere ihtiyacım yok çünkü Allah ın izniyle her geçen gün de daha iyi oluyo bunları hergün devam edeceğim havlu terapisini yapmaya tavsiye ederim çünkü 5 metreden sonrası bulanıktı ve şimdi bu 10 metreye çıktı 4 gün sonra daha iyi olacak ve bi dört gün sonra daha iyi olacak inanıyorum sizde inanın ve çalışmaya başlayın birşey kaybetmezsiniz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba bu yontemlergozyasi kanal tikanikligina da iyi gelirmi lutfen cvp.

      Sil
    2. o kadarını bilemiyorum ne desem yalan olur.

      Sil
  47. Hocam benim sağ gözüm sola baka ama sağa bakmak istediğimde ise ortaya bile gelmeden duruyor devlet hastanesine gittim ameliyat ederiz biraz dızeltebiliriz dediler o arada bi sigarta hastanesine gittim ordaki doktor ise bunun çaresi yok sağ gözümü sağa çeviren telmi damarmı her neyse ismini felç olmuş dedi bunun bi çaresi yokmu hocam 30 yaşındayım bena doğduğunda n beri böyleyim düşüncenizi yazarsaniz sevinirim saygılarımla ali özgür

    YanıtlaSil
  48. Hocam benim sağ gözüm sola baka ama sağa bakmak istediğimde ise ortaya bile gelmeden duruyor devlet hastanesine gittim ameliyat ederiz biraz dızeltebiliriz dediler o arada bi sigarta hastanesine gittim ordaki doktor ise bunun çaresi yok sağ gözümü sağa çeviren telmi damarmı her neyse ismini felç olmuş dedi bunun bi çaresi yokmu hocam 30 yaşındayım bena doğduğunda n beri böyleyim düşüncenizi yazarsaniz sevinirim saygılarımla ali özgür

    YanıtlaSil
  49. Hocam benim sağ gözüm sola baka ama sağa bakmak istediğimde ise ortaya bile gelmeden duruyor devlet hastanesine gittim ameliyat ederiz biraz dızeltebiliriz dediler o arada bi sigarta hastanesine gittim ordaki doktor ise bunun çaresi yok sağ gözümü sağa çeviren telmi damarmı her neyse ismini felç olmuş dedi bunun bi çaresi yokmu hocam 30 yaşındayım bena doğduğunda n beri böyleyim düşüncenizi yazarsaniz sevinirim saygılarımla ali özgür

    YanıtlaSil